İZOTEL Reklam
İstanbul
DOLAR42.4685
EURO49.365
ALTIN5762.1
Gökhan ARSLAN

Gökhan ARSLAN

Mail: [email protected]

Esnaf Nefes Alamıyor: Yüksek Faiz, Vergi ve SGK Borçlarına Yapılandırma Çağrısı

Esnaf Nefes Alamıyor: Yüksek Faiz, Vergi ve SGK Borçlarına Yapılandırma Çağrısı

Sıkı Para Politikasının Faturası

Mehmet Şimşek yönetiminde uygulanan sıkı para politikası, enflasyonla mücadele ve mali disiplin açısından rasyonel, hatta gecikmiş bir devlet refleksidir. Buna kimsenin itirazı yok. Ancak her ağır ameliyatın bir yan etkisi, her sert politikanın sahada kesilen bir faturası vardır.

Bugün o faturayı en ağır ödeyen kesim esnaftır.

Çünkü Türkiye’de esnafın büyük bölümü devasa öz sermayelerle değil, "günlük nakit akışının" kalkanıyla ayakta durur. İşler yavaşladığında bankaya koşar; ancak bugünün faiz oranlarıyla kredi çekmek, kanamayı durdurmak değil, yaraya tuz basmaktır. Kredi çekmese vergi ve SGK borcu birikir, onun üzerine de amansız bir gecikme faizi biner. Sistemin her tarafı faizle örülmüşken, esnafa "Kendi yağınla kavrul" demek, rasyonel bir ekonomi yönetimi değil, işletmeleri fiilen boğmaktır.

 

Bürokrasinin düştüğü en büyük tuzak, ödenemeyen borcu doğrudan bir "vergi kaçırma" veya "kötü niyet" refleksi olarak okumasıdır.

Oysa sokaktaki esnaf vergisini ödemekten kaçmıyor, SGK primini inkar etmiyor. Ortadaki kriz bir niyet krizi değil, ödeme gücü krizidir.

Bir ay satışlar düşer.

Diğer ay piyasadan beklenen çek döner.

Arkasından kira ve personel maaşı kapıya dayanır.

Tüm bunların üzerine katlanan faizleriyle vergi ve SGK biner.

Devlet alacağını elbette tahsil edecektir. Ancak tahsilat yapılırken "işletmenin yaşayıp yaşamadığına" bakmak, devlet aklının gereğidir. Borcunu dürüstçe ödemeye çalışan bir esnafı faiz yükünün altında ezerseniz, günün sonunda ortada tahsilat yapılacak bir vergi levhası bile bulamazsınız.

Ankara'daki bürokrat için kapanan bir dükkan, istatistik tablosunda eksilen bir "1" rakamından ibaret olabilir. Fakat sokağın gerçekliğinde bir kepengin inmesi;

Yanında çalışan iki kişinin eve ekmek götürememesi demektir.

Mal alınan tedarikçinin zincirleme zarar etmesi demektir.

Devletin sürekli bir vergi ve SGK kaleminden kalıcı olarak mahrum kalması demektir.

Mahalledeki o küçük ekonomik ekosistemin çökmesi demektir.

Bu yüzden esnaf politikası yalnızca bir "tahsilat" politikası olamaz. Esnaf politikası aynı zamanda bu ülkenin istihdam, üretim ve sosyal barış politikasıdır.

Netice-i Kelam: Af Değil, "Rasyonel Yapılandırma"

Bugün esnafın devletten beklediği şey geçmişteki gibi popülist bir "af" veya "borç silme" illüzyonu değildir. Talep edilen şey çok net ve rasyoneldir: Öngörülebilir ve ödenebilir bir sistem.

Borcun ana parası korunsun, devlet alacağından vazgeçmesin.

Ancak katlanarak büyüyen gecikme faizleri makul ve ödenebilir seviyelere çekilsin.

Borçlar, işletmelerin nakit akışını boğmayacak uzun vadelere yayılsın.

İstihdamı koruyan, dükkanını inatla açık tutan esnafa ek bir "nefes alanı" açılsın.

Mali disiplin önemlidir; ancak ekonomi sadece rakamlardan ve makro tablolardan ibaret değildir. Ekonomi aynı zamanda sanayideki ustadır, köşe başındaki bakkaldır, yıllardır üç beş kişiye istihdam sağlayan aile işletmesidir.

Esnaf, boğazına dolanan ipin kesilmesini değil, sadece biraz gevşetilmesini istiyor.

Çünkü devletin güçlü olması için vergi toplaması ne kadar şartsa; o vergiyi ödeyecek esnafı yaşatması da o kadar şarttır.

Cebinize, emeğinize ve o inatla açık tuttuğunuz kepenginize iyi bakın.

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar