İstanbul
DOLAR42.4685
EURO49.365
ALTIN5762.1
Gökhan ARSLAN

Gökhan ARSLAN

Mail: [email protected]

Rezillik,Küresel Dayatma, Fıtratın İhlali ve Toplumsal Beka Mücadelesi

Rezillik,Küresel Dayatma, Fıtratın İhlali ve Toplumsal Beka Mücadelesi

Küresel Dayatma, Fıtratın İhlali ve Toplumsal Beka Mücadelesi

​Tarih sahnesi, bir toplumun askeri ya da ekonomik hamlelerle değil, ahlaki ve kültürel olarak içeriden çökertildiği sayısız örnekle doludur. Bugün adına "özgürlük" ya da "tercih" denilerek sokaklarımıza taşınan, meydanlarda boy gösteren sapkınlarin ve onlara destek verenlerin yürüyüşleri , masum birer hak arayışı değil; doğrudan insan fıtratına, aile kurumuna ve Müslüman-Türk Milletine karşı yürütülen küresel birer yıkım projesidir. Bu ülkenin değerleriyle yoğrulmuş bir yazar olarak bu pervasızlığa karşı sessiz kalmak, geleceğimize ihanet etmektir.

​Meseleye inançsal ve varoluşsal gerçeklerle bakalım: Yaratıcı, bu kâinatı ve içindeki tüm canlıları sarsılmaz bir denge üzerine kurmuştur. Bu dengenin şifresi, kutsal kitabımızda ve yaratılışın özünde açıkça belirtildiği üzere nettir: Biz her şeyi erkek ve dişi olarak yarattık. Neslin devamı, ailenin kutsiyeti ve toplumsal düzen bu ilahi ve biyolojik hakikat üzerine yükselir. Bu gerçeği eğip bükmeye, üçüncü, dördüncü yapay cinsiyet kalıplarıyla insan doğasını bozmaya kalkışmak, sadece inanca değil, doğrudan insanlığın varoluş yasalarına karşı açılmış bir savaştır.

​Bir Müsluman-Türk gözüyle baktığımda, bu küresel dayatmanın sebebi damarlarımızdaki asil kanı bozmaktır. Güçlü medeniyetler, ekonomik krizlerden ya da dış baskılardan her zaman bir çıkış yolu bulmuşlardır. Ancak ne zaman ki toplumu ayakta tutan en küçük yapı taşı, yani aile yapısı dejenere edilmiş, ahlaki sınırlar "bireysel haz" uğruna çiğnenmiş; işte o zaman çöküş kaçınılmaz olmuştur. Bugün Batı dünyasının kendi elleriyle beslediği bu kültürel erezyon, şimdi fonlanan sivil toplum kuruluşları, sosyal medya algıları ve dijital platformlar aracılığıyla bizim topraklarımıza enjekte edilmeye çalışılıyor. Ancak unutmamak gerekir ki, bu aziz milletin bağışıklık sistemi, bu tür ithal sapkınlıkları bünyesinden söküp atacak kadar güçlü ve köklüdür.

​Siyasetin ve devlet aklının en temel görevi bekadır. Beka ise sadece sınırları korumakla olmaz; nesli ve aileyi korumakla başlar. İhracatı artırmak, reeskont kredilerini büyütmek, makroekonomik dengeleri oturtmak elbette hayati önem taşır; ancak ahlaken çürümüş, aile mefhumunu kaybetmiş bir toplumda paranın da gücün de hiçbir hükmü kalmaz. Bu nedenle, fıtrata meydan okuyan, toplumsal yapımızı zehirlemeye çalışan bu ne idüğü belirsiz sapıkça akımlara karşı devletin ve milletin tavrı amansız, net ve tavizsiz olmalıdır.

​Netice-i kelam; sokaklarda sergilenen o sapkınca şovlar, özgürlük değil, toplumsal ahlaka indirilmek istenen bir darbedir. Bizler, yaratılışın asaletine, erkek ve kadının oluşturduğu o mukaddes aile çatısına sahip çıkmaya devam edeceğiz. Bu topraklar sapkınlığın değil, fıtratın ve erdemin kalesi olarak kalacaktır.

​ Bu ülkenin bir bireyi olarak, çoğunluğunun sesi olarak bu net ve sert duruşu haykırmak, geçmişten atiye olan namus borcumuzdur.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar