İstanbul
DOLAR42.4685
EURO49.365
ALTIN5762.1
Gökhan ARSLAN

Gökhan ARSLAN

Mail: [email protected]

Maaşımız Artıyor da Neden Cebimiz Dolmuyor?

Maaşımız Artıyor da Neden Cebimiz Dolmuyor?

Maaşımız Artıyor da Neden Cebimiz Dolmuyor?

Pazartesi sabahı…

Yeni bir hafta başladı.

Kimi fabrikanın yolunu tuttu, kimi dükkânını açtı, kimi de ofisinde bilgisayarının başına geçti.

Ortak hedef aynıydı.

Çalışmak.

Üretmek.

Ailesine daha iyi bir gelecek hazırlamak.

Peki o zaman şu soruyu sormamız gerekmiyor mu?

Bu kadar çalışan bir toplum neden hâlâ “Ay sonunu nasıl getireceğim?” hesabı yapıyor?

İlk bakışta cevap çok kolay gibi görünüyor.

“Maaşlar yetersiz.”

Ama mesele bundan biraz daha derin.

Çünkü bugün birçok çalışan, geçmiş yıllara göre daha yüksek maaş alıyor.

Fakat aynı maaşla daha az ürün satın alabiliyor.

Demek ki sorun sadece maaşın miktarında değil.

O maaşın satın alma gücünde.

Ekonomide buna reel gelir deniliyor.

Yani önemli olan hesabınıza kaç lira yattığı değil, o parayla hayatınızı ne kadar sürdürebildiğinizdir.

İşte tam bu noktada devletin ekonomideki rolü daha da önem kazanıyor.

Devlet yalnızca bütçe yapan bir kurum değildir.

Aynı zamanda piyasaların sağlıklı işlemesini sağlayan, üretimi teşvik eden ve vatandaşın alım gücünü korumaya çalışan en önemli düzenleyici aktördür.

Son yıllarda üretimi artırmaya yönelik sanayi yatırımları, savunma sanayiindeki yerlileşme, enerji alanındaki yeni projeler ve tarımsal destekler aslında uzun vadede maliyetleri aşağı çekmeyi hedefleyen adımlardır.

Çünkü güçlü bir ekonomi yalnızca tüketerek değil, üreterek büyür.

Üretim arttığında rekabet artar.

Rekabet arttığında verimlilik yükselir.

Verimlilik yükseldiğinde ise fiyatlar üzerindeki baskı zamanla azalır.

Bu kolay bir süreç değildir.

Ekonomide bazı sonuçlar bir gecede ortaya çıkmaz.

Nasıl ki bir meyve ağacı dikildiği gün ürün vermiyorsa, ekonomik reformlar da zaman ister.

Vatandaşın ise beklemeye tahammülü azalıyor.

Bu da son derece anlaşılabilir.

Çünkü hayat devam ediyor.

Çocuk okula gidiyor.

Market alışverişi yapılıyor.

Elektrik faturası geliyor.

 Ama insanlar bugünü yaşıyor.

İşte bu yüzden ekonomi yönetiminin en büyük sınavı, uzun vadeli hedeflerle kısa vadeli hayat pahalılığı arasındaki dengeyi kurabilmektir.

Bir tarafta yatırımlar devam edecek.

Diğer tarafta vatandaşın günlük yaşamı korunacak.

Başarılı ekonomi politikaları tam da bu dengeyi sağlayabildiğinde kalıcı sonuç verir.

Belki de artık maaşların ne kadar arttığını değil…

O maaşın aile bütçesine ne kadar nefes aldırdığını konuşmanın zamanı geldi.

Çünkü güçlü devlet…

Sadece büyük projeler yapan değil…

Vatandaşının mutfağındaki tencerenin de kaynadığını bilen devlettir.

Bugün maaşı konuştuk.

Yarın ise cebimizde duran parayı konuşacağız.

Bankadaki para gerçekten kazanıyor mu?

Yoksa en büyük kaybı, hiç fark etmeden beklerken mi yaşıyoruz?

Kahvemizi yine birlikte içeceğiz.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar