İstanbul
DOLAR42.4685
EURO49.365
ALTIN5762.1
Gökhan ARSLAN

Gökhan ARSLAN

Mail: [email protected]

Faiz Bir Duraktır, Yatırım Bir Yolculuk

Faiz Bir Duraktır, Yatırım Bir Yolculuk

Faiz Bir Duraktır, Yatırım Bir Yolculuk
 

“Tasarruf ekonominin temelidir. Ancak kalıcı refah; birikimin üretime, üretimin istihdama ve istihdamın kalkınmaya dönüşmesiyle mümkün olur.”
 

Geçen gün bir dostum bana şöyle dedi:

“Parayı bankaya koydum. Faizi geliyor. Hiç kafam ağrımıyor.”

Bir an durup düşündüm: Gerçekten kazanan o muydu, yoksa sadece bekleyen mi?

Aslında bu soru sadece bir kişinin değil, milyonlarca insanın ortak sorusu. Çünkü belirsizlik dönemlerinde güven aramak son derece doğaldır; faiz de bu güven arayışının araçlarından biridir. İnsan parasını korumak ister, bunun yanlış bir tarafı yok.

Ama şu soruyu da kendimize sormamız gerekiyor: Bir ülke sadece parasını bankada bekleterek büyüyebilir mi?

Cevabı çok net: Hayır.

Ekonomik kalkınmanın gerçek motoru, birikimin üretime dönüşmesidir. Bankaya yatırılan her tasarruf elbette ekonominin bir parçasıdır; bankalar bu kaynakları kredi olarak işletmelere ulaştırır ve bu çark sistemin işlemesi için önemlidir. Ancak asıl büyümeyi sağlayan; yeni bir fabrika kuran, yeni bir makine alan, yeni bir yazılım geliştiren, ihracat yapan ve istihdam oluşturan yatırımlardır.

Bir ülkenin geleceğini faiz değil; üretim, teknoloji ve katma değer belirler.

Bugün dünyanın en güçlü ekonomilerine baktığımızda ortak bir özellik görüyoruz: Sermaye sadece kasada durmuyor; sürekli yeni yatırımlara, yeni fabrikalara, yeni girişimlere ve yeni fikirlere dönüşüyor.

Çünkü para da su gibidir; akar, dolaşır ve hayat verir. Uzun süre aynı yerde beklediğinde ise ekonomiye katkısı sınırlı kalır.

Elbette herkes girişimci olmak zorunda değil. Herkes fabrika kuramaz, herkes şirket açamaz. Ama herkes şu soruyu kendine sorabilir:

“Benim birikimim sadece bana mı kazandırıyor, yoksa ülkenin üretimine de katkı sağlıyor mu?”

İşte kalkınma kültürü tam da burada başlıyor.

Tam da bu noktada; son yıllarda savunma sanayisinden enerji yatırımlarına, ulaştırma projelerinden yüksek teknoloji üretimine kadar birçok alanda atılan adımların ortak amacı ortaya çıkıyor: Türkiye’nin tasarruflarını daha fazla üretime dönüştürebilmek.

Çünkü güçlü ekonomi, sadece tüketen değil, üreten ekonomidir. Sadece faiz geliriyle ayakta duran değil; yatırım yapan, risk alan ve istihdam oluşturan ekonomidir.

Belki de bugün kendimize şu soruyu sormanın zamanı geldi: Paramız bize mi çalışıyor, yoksa biz sadece paramızın faizini mi bekliyoruz?

Çünkü bir ülkenin gerçek zenginliği kasasındaki para değil, üretebildiği değerdir.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar