© Haber Kızılelma 2022

MHP’li Özarslan: 15 Temmuz’a tiyatro diyen CHP ile İP, HDP ile ilişkilerinde asıl tiyatroyu kendileri oynamaktadır.

Adım Adım 2023, İlçe İlçe Anlatma ve Aydınlatma” programı kapsamında MHP Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Bahadır Bumin Özarslan, MYK üyeleri Murat Kotra ve Güzide Çipan, Bartın’ı ziyaret etti. Bu kapsamda Kurucaşile, Ulus ve Bartın merkezde teşkilat mensuplarının yanı sıra, muhtarların ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin katıldığı salon toplantıları yaptı. Heyet ayrıca MHP Bartın İl Başkanlığı’nı, Bartın Ülkü Ocaklarını, Bartın Belediyesi’ni ve Türkiye Kamu-Sen İl Temsilciliği’ni ziyaret etti. Esnaf ziyaretleri yapan ve vatandaşlarla hasbihâl eden MHP Heyeti, Bartın’ın nabzını tuttu.

Yoğun bir katılımla gerçekleştirilen salon toplantılarında MHP Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Bahadır Bumin Özarslan, 15 Temmuz 2016’da gerçekleşen hain darbe girişimi ve akabinde kurulan Cumhur İttifakı’nın iç ve dış politikadaki temel ilkeleri üzerinde durdu. Buna karşılık “Altılı Masa”nın hain darbe girişimini sulandırdığını, Cumhur İttifakı’nın “Ankara merkezli ve Türk Dünyası eksenli” politikalarına muhalefet ederek başta ABD’liler olmak üzere, Batılı dostlarına ve HDP-PKK çizgisine açık mesaj verdiğini ifade etti. Ayrıca Özarslan, “Altılı Masa”nın Cumhur İttifakı’nı yıkmak için her yolu mübah gördüğünü, içeride ve dışarıda her kesimle ilişki kurmaktan çekinmediğini, pek çok değeri de istismar ettiğini vurguladı. Özarslan’ın açıklamaları, şu şekilde:

“Bilindiği üzere, birkaç bin yıllık bir tarihe sahip olan Türk Milleti, aynı zamanda tarihin her döneminde devlet sahibi olan istisnaî bir millettir. Köklü bir millî kimliğe ve devlet geleneğine sahip, zamanda ve mekânda sınır tanımayan bir derinliğe sahip olan Türk Milleti, en zorlu mücadelelerini ise son 1000 yıldır bu topraklarda vermektedir. Dünyanın en kıymetli, bu sebeple de en zor coğrafyalarından biri olan ve birçok devleti yutan bu coğrafyada ayakta kalma başarısı gösteren Türkler, “kriz yönetimi” bakımından da eşsiz bir tecrübeye sahiptir. Bunun son örneği, 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanmıştır. Türk Milleti’nin köklü geleneğinin bir sonucu olan Türk devlet aklı, Türkiye’nin işgal edilmesine ve iç savaş ortamına sokulmak istenmesine fırsat vermemiştir. “Devlet krizi”nin büyük bir basiretle önlenmesinde Sayın Genel Başkanımızın 15 Temmuz gecesi yaptığı çıkış, adeta bir dönüm noktası olmuştur. O gece yaptığı meydan okumayla fiilen temelini attığı, ilerleyen süreçte de mimarlığını ve isim babalığını yaptığı Cumhur İttifakı, hızlıca devletin onarım sürecini başlatmıştır. Bu çerçevede, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (CHS) ile birlikte hızlı karar alıp uygulayabilme imkânı yakalanmıştır. İç ve dış politikada, pek çok alanda ve konuda, yıllara sığmayacak önemli adımlar hızla ve kararlılıkla atılmıştır. Nitekim büyük oranda atlattığımız küresel salgın döneminde, CHS’nin önemi ve işlevi bir kere daha anlaşılmıştır. Öte yandan, bu süre zarfında muhalefete ve özellikle Altılı Masa’ya bakıldığında, tam bir kayıtsızlıkla hiçbiri bu ağır yüke omuz vermemiş, tam tersine sürekli köstek olmuştur.

Altılı Masa, ortaya çıktığı günden bu yana, sadece bir konuya odaklanmıştır. Cumhur İttifakı’nı yıkmak ve Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan’ı devirmektir. Bu durum, bizim açımızdan şaşırtıcı değildir. Zira Cumhur İttifakı tercihini, “Ankara merkezli politikalar”dan yana yapmıştır. Onun kitabında, Washington, Brüksel, Moskova, Pekin gibi başkentlerin veya başka herhangi bir yerin ya da gücün himayesi yazmaz. Cumhur İttifakı, gücünü Türk Milleti’nden alır ve ayakları da sadece kendi başkentine basar. Başka bir milletin mensubu olmayı ya da başkentine tâbi olmayı aklından geçirmez. Oysa Altılı Masa’nın altısı da “görünür-görünmez” ortağı HDP de sayısı bir düzineyi geçecek memleketi ve oralardaki “bilinir-bilinmez” ortaklarını esas almaktadır. En kötüsü de bunu saklama ihtiyacı hissetmez, bundan gocunmaz.

Altılı Masa’nın görünür-görünmez ortağı HDP ile ilişkisi ise tam bir tiyatro gibidir. 15 Temmuz’a tiyatro diyen bu ortaklar, asıl kendileri bir tiyatro kurarak yazdıkları senaryoyu sahneye koymaktadırlar. Meşhur masanın büyük ortakları CHP ve İP, HDP ile ilişkilerinde tam bir rol paylaşımı yapmışlardır. Polisiye filmlerden bildiğimiz bir sorgulama tekniği olan “İyi Polis-Kötü Polis” yöntemi, CHP’nin ve İP’in HDP ile ilişkilerini anlatan güzel bir benzetmedir. CHP her fırsatta, HDP’nin yani temelde PKK’nın dilini kullanarak HDP’ye açıkça göz kırpmakta; HDP ile paralel politikalar yürütmektedir. HDP de bu jestlere karşılık vermekte ve Cumhurbaşkanlığı adaylığı için yanıp tutuşan Kılıçdaroğlu’nun adaylığına yeşil ışık yakmaktadır. CHP-HDP ilişkisinin CHP’nin Kuva-yı Milliye çizgisine sıkı sıkıya bağlı büyük çoğunluğunda yarattığı rahatsızlık, İP yoluyla bastırılmak istenmektedir. İP’in kendisini HDP’den ayırmaya çalışması ve bazı çıkışlar yapması, bunun bir sonucudur. Bütün bu rol paylaşımının arkasında yatan amaç, Cumhurbaşkanlığı seçimlerini ikinci tura bıraktırıp yenilenen İstanbul seçimlerinde ve 2019 Yerel Seçimlerinde görüldüğü üzere HDP’nin desteğini almaktır. Böylece İyi Polis’i oynayan CHP, Kötü Polis’i oynayan İP ve bu durumdan nemalanmanın peşinde olan HDP’nin seçmeni, ayrı ayrı yörüngede tutulmak istenmektedir. HDP’yi ortak etme, HDP’ye bakanlık verme vaatlerinde bulunan CHP’li yetkililer ile sınır ötesi operasyonlara izin veren tezkerenin oylamasına düşük sayıda milletvekili ile katılan, yaptıkları konuşmalarda alakalı-alakasız pek çok itirazı dile getiren İP’li yetkililer, aynı senaryonun figüranlarıdır. Hatta İP, bu konuda o kadar ileri gitmiştir ki HDP’yi küstürmemek adına, şehit kardeşine hakaret ettiği hâlde Lütfü Türkkan ile ilgili hiçbir işlem tesis etmemiş; parti için disiplin mekanizmasını çalıştırmamıştır. İP, olayı unutturarak Lütfü Türkkan’ı hâlâ milletvekili olarak tutmaktadır.

Altılı Masa’nın bir başka marifeti de artık maaşlı hâle getirdikleri bazı anket şirketleri eliyle algı yaratmaktır. Yoğun bir algı operasyonu ile sürekli olarak “Türkiye’nin battığını, bittiğini, itibarının kalmadığını, tek adam rejiminin hâkim olduğunu” söyleyen, vatandaşlarımıza devamlı karamsarlık pompalayan Altılı Masa, bazı anket şirketlerini bu yolda finanse etmekte ve çok ciddi bir saptırma yapmaktadır. Bunlara ve benzeri çaba içinde olanlara söyleyecek çok şey vardır ama fazla söze gerek yoktur. Zira Partimiz, anketleri artık miting meydanlarında yaparak bütün Türkiye’ye, hatta Dünya’ya gereken mesajı vermiştir. Meydanların almadığı vatandaşlarımız ve fedakâr Teşkilat mensuplarımız, Türkiye’nin düşürülemeyeceğini ve Cumhur İttifakı’nın yıkılamayacağını cümle âleme ilân etmiştir. Bundan sonra, bahsi geçen anketçilerin de sahiplerinin de hiçbir hükmü kalmamıştır.

Ortaya çıkan bu tabloda, 2023 seçimleri büyük önem taşımaktadır. Bu seçimler, Türkiye’nin tam bağımsızlığı yolunda en önemli kilometre taşıdır. Cumhuriyetimizin 100. yılında, artık bölgesel bir güç kabul edilen ve yavaş yavaş küresel güç olma yolunda ilerleyen Türkiye, bir yol kavşağındadır. Bu seçimlerde, ya Cumhur İttifakı eliyle oluşturulan ve her alanda hayata geçen Ankara merkezli, Türk Dünyası eksenli ve tam bağımsızlıkçı politikalar süreklilik kazanıp bir devlet politikası hâline gelecektir ya da 15 Temmuz 2016 gecesinden bugüne kadar, bu yolda çekilen bütün çileler ve yapılan bütün fedakârlıklar heba olacaktır.

Bu sebeple gönlü Türk Milleti, Türk Devleti, Atatürk ve Cumhuriyet sevgisiyle dolu bütün vatandaşlarımızı, Dünya’ya Ankara’dan bakmak isteyen her seçmenimizi, sahip oldukları ve üzerine titredikleri bu değerlerin gerçek sahibi olan MHP’ye destek vermeye çağırıyorum. Artık bölgesel güç olmuş ve hızla bir dev olmaya doğru giden Türkiye’yi, 2053’te küresel güç yapmak isteyen herkesi Partimize omuz vermeye davet ediyorum. Bunun için sizlerden, rüzgâr bekleyen Üç Hilâl’e sahip çıkmanızı bekliyorum.”

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER